Önce nedeni anlayın
Aynı çocuk aynı sebepten ödev yapmıyor olmayabilir. Tek bir konuşma çoğu zaman tabloyu netleştirir. Çocuğu suçlamadan "Ödevde seni en çok ne zorladı?" diye sorun ve cevabı bölmeden dinleyin.
Konuşmayı teneffüste ya da ders çıkışında, diğer çocukların duymayacağı bir yerde yapın. Sınıfın önünde sorulan soru çoğu zaman savunma cevabı getirir, gerçek neden gizli kalır.
- Konuyu anlamamış olabilir. Ödev bu durumda bir cezaya değil, ek bir açıklamaya ihtiyaç duyar.
- Evde çalışacak sakin bir yer ya da zaman olmayabilir.
- Ödevi not alamamış, unutmuş ya da çantasına koymayı atlamış olabilir.
- Ödev yapmanın kendisine bir anlam taşımadığını düşünüyor olabilir.
- Evde yardım isteyecek kimse bulamıyor ya da ödev saatinde evde başka sorumlulukları olabilir.
Nedene göre hareket edin
Anlamadığı için yapmıyorsa, ödevi küçültün ve ilk örneği sınıfta birlikte çözün. Unuttuğu için yapmıyorsa, ödevi defterine yazdığını ders sonunda birlikte kontrol edin. Evde çalışma ortamı yoksa, teneffüs ya da ders sonunda on beş dakikalık bir ödev köşesi açmayı düşünün.
Ödevin ona bir anlamı yoksa, bu en zor durumdur ama en çok emeğe değer olanıdır. Ödevin bir sonucu olduğunu çocuğun görmesi gerekir. Emeğinin bir yerde birikip gözle görünür hale geldiği bir sistem, bu soruyu soyut olmaktan çıkarır.
Küçük hedef koyun
Hiç ödev yapmayan bir öğrenciden bir hafta boyunca her gün ödev beklemek, çoğu zaman başarısızlıkla biter. Önce haftada iki gün hedefleyin, tutturduğunda üçe çıkarın. Hedefi çocukla birlikte ve yüksek sesle konuşarak koyun.
Hedefi tutturduğunda bunu fark edin ve söyleyin. Küçük bir cümle ("Bu hafta iki ödev getirdin, fark ettim") bile, uzun bir nasihatten daha çok işe yarar.
İpucuHedefi çocuğun kendi cümlesiyle yazdırın: "Bu hafta ... gün ödevimi getireceğim." Kendi koyduğu hedefe bağlılık, size söz vermesinden daha güçlüdür.
Sınıfın önünde uyarmayın
Ödev yapmayanların adının tahtaya yazılması ya da sınıfın önünde sorulması kısa vadede işe yarıyor gibi görünür, uzun vadede çocuğu dersten ve sizden uzaklaştırır. Konuşmayı teneffüste ya da ders sonunda, tek başınıza yapın.
Eksik ödevi sınıf adına duyurmak da aynı etkiyi yapar. Bunun yerine "Ödevini getirmeyenler ders sonunda bana uğrasın" gibi bir cümle, utandırmadan bilgilendirir.
Veliyle iş birliği
Veliye "çocuğunuz ödev yapmıyor" diye başlamak savunmaya iter. Bunun yerine gözlemi ve önerinizi birlikte söyleyin: "Bu hafta iki gün ödevini getirdi, evde belli bir saat ayırırsak üçe çıkarabiliriz."
Velinin ödevi çocuğun yerine yapmasını değil, çalışma saatini ve yerini sabitlemesini isteyin. En büyük fark çoğu zaman bu rutinden çıkar. Veli görüşmesinde kayıtlarınızı yanınızda bulundurun: hangi gün yaptı, hangi gün yapmadı. Somut kayıt, görüşmenin tonunu yumuşatır.
Takip etmeden düzelmez
Hangi öğrencinin hangi gün ödev yaptığını kaydetmezseniz, "bu hafta daha iyi" hissi gerçekle karışır. Basit bir çizelge ya da bir ödev takip uygulaması, hem sizin hem velinin elindeki somut kanıttır.
Kaydı, çocuğu cezalandırmak için değil, ilerlemeyi göstermek için tutun. Çocuğa da bunu söyleyin: "Bunu tutuyorum ki ne kadar ilerlediğini sana gösterebileyim."